Aşağıda Dr. Aziz Ayva'nın KONYA DAĞ KÖYLERİ AĞIZLARINDAN DERLEMELER adlı çalışmasından alınmış bir bölüm bulacaksınız. Konya’nın Bozkır, Hadim, Taşkent, ve Güneysınır ilçelerinde kullanılan yöresel kelimeleri araştırmışlar bu çalışmada geçen kelimelerin hepsini Çukurova Üniversitesi'nin Türkoloji araştırma merkezinden okuyabilirsiniz
acabına: Acep anlamındadır.
age: Ver anlamındadır. İşaret edilen bir nesneyi, “Al gel.” anlamında da kullanılır.
ak bakla: Kuru fasulye için kullanılır. Renginden dolayı bu adla adlandırılmaktadır.
alavere: Alışveriş anlamındadır.
arabalık: Genellikle at arabalarının konulduğu, ihtiyaca göre fırın, odunluk, vb. olarak da kullanılan ve evden ayrı olarak inşa edilen tek gözlü, ince uzun yer.
asilem: Asıl, esas, vb. kelimelerinin yerine kullanılmaktadır. Asıl kelimesinden türemiş olup vurgulu olarak söylenilecek olan cümlelerin başına getirilir.
babañ ekdi de anañ dibine su mu dökdü: Bir şeye haklı olarak sahip olunduğunu
vurgulamak için kullanılan bir deyimdir.
bağırık: Bağırma sesi anlamında kullanılır.
bakkalı: Serçeye benzeyen, başının üst kısmında 3-5 cm. tüyü bulunan bir çeşit kuş.
bakla: Fasulye karşılığı olarak kullanılmaktadır.
bambıl: Nohut daha tarladayken tanelerini yiyen bir çeşit haşere.
baş aşşağı: Bir rampanın baştan başa ifade edilmesinde kullanılır. Yokuş aşağı anlamındadır.
baş bozgunluğu: Evlilikte geçimsizliği ifade etmek içi kullanılır.
başlı: Herhangi bir işe başlanıldığını, fakat bitirilemediğini ifade etmek için kullanılır.
bayam: Badem anlamındadır.
bi dayfe: Bir defa karşılığında kullanılmaktadır.
bi yol: Geçmişteki bir anıdan, bir tecrübeden bahsedileceği zaman kullanılır.
bilik: Doğal veya sun’i sınırlarla etrafı belirlenmiş, belli bir alanı işaret eden yer, tarla.
birinde: Yukarıdaki bi yol anlamında olup, daha belirsiz bir geçmişe işaret eder.
biş: Atları durdurmak içi kullanılan bir hitaptır. Son sessiz uzatılarak söylenir: bişşş.
cıncık gibi: Herhangi bir nesnenin; oyuncağın, elbisenin, işin güzelliğini, narinliğini anlatmak için kullanılmaktadır.
cırcır: Harman makinesi, patoz anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca fermuar karşılığında da kullanılır.
çay şekeri: Toz şeker anlamındadır. Küp şeker için de kullanılır.
çelgi: Evlerin önündeki kuru ağaç dallarından oluşmuş yakacak kümesine verilen addır. Ayrıca avarlıkların etrafındaki koruma amaçlı kuru odunlar için de kullanılmaktadır.
çıbık: Bağ çubuklarına verilen addır.
çiğin: Omuz karşılığında kullanılmaktadır.
çimecik: Çok küçük, az anlamında kullanılan bir kelimedir.
çölte: Küçük saplı, bir tarafı sivri, diğer tarafı daha yassı ağızlı bir çeşit bahçe aleti.
gabalbazar: Bir malın ne kadar çıkacağı belli olmadan yapılan, ancak her iki tarafın da memnun olduğu pazarlığa verilen addır.
garazorlamaya: Düşünülmeden yapılan, ezbere karar verilen bir durumu ifade etmek için kullanılmaktadır.
gastavuz: Lokanta, restorant, vb. yerler için kullanılmaktadır.
Çukurova Üniversitesi Türkoloji araştırmaları merkezi
sitesi
Yukarıdaki çalışmanın PDF si
Turkoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Turkoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarih içinde Türk adı ve Türkatalar
Çukurova ünüversitesinin türkoloji bölümünden haberiniz var mı bilmiyorum. Türk Tarihi ve türk diline ilgi duyuyorsanız bu bölümün geçmişe yolculuklarını ve araştımalarını mutlaka takip etmenizi tavsiye ederim.
Türk adının tarih boyunca kullanılışı ve anlamı ile ilgili değişik görüşler ortaya atılmıştır.
Bilim âleminin genel kabulünü gören görüş ise Çin kaynaklarının Göktürkler çağına yaklaştıkça Tiele kavramının Türk kavramıyla aynı olduğuydu. Çince Tiele sözünün Türk kavramı olduğu noktasında, bütün Japon kaynakları birleşmişlerdir. Bu kavram zamanla aynı soydan olan toplulukların siyasî adına dönüşmüş, geniş ve sürekli bir kullanım sahası bulmuştur. Bilim âleminin ilgilendiği bir başka konu da Türk kavramının anlamı olmuştur. Köktürkler döneminde bu adın millet adı olarak mı yoksa devlet adı olarak mı kullanıldığı pek anlaşılamıyordu. Uygurlar döneminde ise Türk kavramı çoğu zaman “erk” karşılığı kullanılmıştır. Uygurlar döneminde ikinci bir kullanım biçimi ise “güç” anlamı vermekteydi. Kaşgarlı Mahmud döneminde de “güç” anlamında kullanım devam etmiştir.
Kırgızistan ve Özbekistan’da yaşayan Türkatalar olarak kendilerini tanımlayan
yaklaşık 1.5 milyon insan var
Kırgızistan Cumhuriyeti’nde bu topluluğun fertlerinin kimliklerindeki milliyet hanesine Türkata yazılmasıyla birlikte, topluluk kendisini sadece Türk adıyla adlandırmakta ve tabir etmektedir.
Türkata adı konusunda dikkatimizi çeken bir nokta da, derleme yaptığımız ve konuştuğumuz her kişinin “biz Türkata’nın çocuklarıyız, bunun için kendimize Türk diyoruz” demeleriydi. Bahsedilen Türkata bizde, tarihte yaşamış ve kendinden sonra gelenlere adını vermiş bir ilk ata hissi uyandırmıştır. Bu toplulukta, diğer bazı Türk topluluklarında görülen yedi ata geleneğinin olduğunu da yine derlemelerimizde görmüş bulunmaktayız.
Türkata Türklerinin içerisinde diğer tüm Türk topluluklarında olduğu gibi bir boy-uruğ-soy sistemi olduğunu yine derlemelerimizde gördük. Bu boy-uruğ ve soy adları ise gerçekten dikkat çekicidir. Bu boyuruğ-soy adlarından bazıları şöyle:
1: Kuvakalmak
2: Kelakça (kalakça)
3: Keller
4: Maydakeller (Medekeller)
5: Kettekeller
6: İtkaynatar
7: Geregürü
8: Bengi
9: Görgesığmas
10: Karakonas
11: Alibey
12: Tüyeçi
13: Tüyemoyın
14: Ballas
15: Elemen
16: Yapalak
17: Cindiler
18: Kalabaysal
19: Bayhalvay
Derlemelerimizde bu boy-uruğ-soyların bazılarının bu adı alışıyla ilgili hikâyelerinin olduğunu da tespit etmiş bulunuyoruz.
Bengiler: Bengiler’e nargile ve sigara içip; nas attıkları için bu adın verildiği
söylenmektedir. Bengi sözünün de zaten Türkata ağzında nargile anlamına geldiğini derlemelerimiz esnasında öğrenmiş bulunuyoruz.
Keller: Keller’e bu adın verilmesinin sebebi ise çok kavgacı olmalarından
kaynaklanmaktadır.
İtkaynatar: Kurut yapmak için yoğurt kaynatılırken, kazanın içine dalaşan itler düşerler. Bu olaydan sonra bu mahalde yaşayanlara İtkaynatar adı verilir.
Karakonas: Eskiler dağa giderken çanaç adını verdikleri bir tür tuluma yağ ve pişirdikleri yiyecekleri koymuşlar ama çanaçtakiler “tulumdakiler” erimiş. Bu olaydan sonra bu topluluğa yağlı çanaç Karakonaslar denmiş
son yıllarda Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesi’nin ilgisi ve çalışmaları neticesinde bu üniversitede 100’ün üzerinde Türkatalı genç eğitim görmektedir. Türkatalar arasında bulunduğumuz günlerde ve derlemelerimizde dikkatimizi çeken bir ayrıntı da haftanın günlerine verdikleri adlar idi. Türkatalarda haftanın günleri iki türlü adlandırılmaktadır:
Bunlardan birincisi bölgenin geleneğine uygun olarak Farsça ve Arapça kökenli kelimelerle yapılan adlandırmalardır. Bu forma şöyledir:
Düyşembe: Pazartesi
Seyşembe: Salı
Çarşembe: Çarşamba
Peyşembe: Perşembe
Cuma: Cuma
Şembe: Cumartesi
Påzar: Pazar
Haftanın günlerini adlandırma noktasında ilk dikkat çeken unsur Pazar gününe verilen adın aynı Türkiye Türklerinde olduğu gibi olmasıdır. Oysa bölgede yaşayan Türk topluluklarının hiçbiri haftanın yedinci gününü “Pazar” diye adlandırmamaktadır.
Haftanın günlerini diğer adlandırma biçimine gelince, o da şu şekildedir:
Birinçi kün: Pazartesi
Ekinçi kün: Salı
Üçünçü kün: Çarşamba
Törtinçi kün:
Beşinçi kün: Cuma
Åltınçı kün: Cumartesi
Yettinçi kün: Pazar
Belki de yeni denilebilecek bir keşif neticesinde varlığından haberdar olduğumuz Türkataların dili konusu, şimdiye değin merak edilegelmiş esrarlı bir konudur.
Mehmet Ali Arslan tarafından yayınlanan bu makaleyi pdf formatında açabilir veya pc'nize indirebilirsiniz.
bu yazıyı sizlerle paylaşırken kendi cümlelerimi de eklediğim ve orjinal sırayı takip etmediğimi ve sadece belli yerleri alıntıladığımı belirterek makalenin tamamını yukarıda verdiğimiz linkden okuyabilirsiniz ve Türkoloji üzerine daha fazla bilgi edinmek için Çukurova üniversitesinin Türkoloji araştırmalarını yayınladığı sitesini ziyaret ediniz
Türk adının tarih boyunca kullanılışı ve anlamı ile ilgili değişik görüşler ortaya atılmıştır.
Bilim âleminin genel kabulünü gören görüş ise Çin kaynaklarının Göktürkler çağına yaklaştıkça Tiele kavramının Türk kavramıyla aynı olduğuydu. Çince Tiele sözünün Türk kavramı olduğu noktasında, bütün Japon kaynakları birleşmişlerdir. Bu kavram zamanla aynı soydan olan toplulukların siyasî adına dönüşmüş, geniş ve sürekli bir kullanım sahası bulmuştur. Bilim âleminin ilgilendiği bir başka konu da Türk kavramının anlamı olmuştur. Köktürkler döneminde bu adın millet adı olarak mı yoksa devlet adı olarak mı kullanıldığı pek anlaşılamıyordu. Uygurlar döneminde ise Türk kavramı çoğu zaman “erk” karşılığı kullanılmıştır. Uygurlar döneminde ikinci bir kullanım biçimi ise “güç” anlamı vermekteydi. Kaşgarlı Mahmud döneminde de “güç” anlamında kullanım devam etmiştir.
Kırgızistan ve Özbekistan’da yaşayan Türkatalar olarak kendilerini tanımlayan
yaklaşık 1.5 milyon insan var
Kırgızistan Cumhuriyeti’nde bu topluluğun fertlerinin kimliklerindeki milliyet hanesine Türkata yazılmasıyla birlikte, topluluk kendisini sadece Türk adıyla adlandırmakta ve tabir etmektedir.
Türkata adı konusunda dikkatimizi çeken bir nokta da, derleme yaptığımız ve konuştuğumuz her kişinin “biz Türkata’nın çocuklarıyız, bunun için kendimize Türk diyoruz” demeleriydi. Bahsedilen Türkata bizde, tarihte yaşamış ve kendinden sonra gelenlere adını vermiş bir ilk ata hissi uyandırmıştır. Bu toplulukta, diğer bazı Türk topluluklarında görülen yedi ata geleneğinin olduğunu da yine derlemelerimizde görmüş bulunmaktayız.
Türkata Türklerinin içerisinde diğer tüm Türk topluluklarında olduğu gibi bir boy-uruğ-soy sistemi olduğunu yine derlemelerimizde gördük. Bu boy-uruğ ve soy adları ise gerçekten dikkat çekicidir. Bu boyuruğ-soy adlarından bazıları şöyle:
1: Kuvakalmak
2: Kelakça (kalakça)
3: Keller
4: Maydakeller (Medekeller)
5: Kettekeller
6: İtkaynatar
7: Geregürü
8: Bengi
9: Görgesığmas
10: Karakonas
11: Alibey
12: Tüyeçi
13: Tüyemoyın
14: Ballas
15: Elemen
16: Yapalak
17: Cindiler
18: Kalabaysal
19: Bayhalvay
Derlemelerimizde bu boy-uruğ-soyların bazılarının bu adı alışıyla ilgili hikâyelerinin olduğunu da tespit etmiş bulunuyoruz.
Bengiler: Bengiler’e nargile ve sigara içip; nas attıkları için bu adın verildiği
söylenmektedir. Bengi sözünün de zaten Türkata ağzında nargile anlamına geldiğini derlemelerimiz esnasında öğrenmiş bulunuyoruz.
Keller: Keller’e bu adın verilmesinin sebebi ise çok kavgacı olmalarından
kaynaklanmaktadır.
İtkaynatar: Kurut yapmak için yoğurt kaynatılırken, kazanın içine dalaşan itler düşerler. Bu olaydan sonra bu mahalde yaşayanlara İtkaynatar adı verilir.
Karakonas: Eskiler dağa giderken çanaç adını verdikleri bir tür tuluma yağ ve pişirdikleri yiyecekleri koymuşlar ama çanaçtakiler “tulumdakiler” erimiş. Bu olaydan sonra bu topluluğa yağlı çanaç Karakonaslar denmiş
son yıllarda Hoca Ahmet Yesevî Üniversitesi’nin ilgisi ve çalışmaları neticesinde bu üniversitede 100’ün üzerinde Türkatalı genç eğitim görmektedir. Türkatalar arasında bulunduğumuz günlerde ve derlemelerimizde dikkatimizi çeken bir ayrıntı da haftanın günlerine verdikleri adlar idi. Türkatalarda haftanın günleri iki türlü adlandırılmaktadır:
Bunlardan birincisi bölgenin geleneğine uygun olarak Farsça ve Arapça kökenli kelimelerle yapılan adlandırmalardır. Bu forma şöyledir:
Düyşembe: Pazartesi
Seyşembe: Salı
Çarşembe: Çarşamba
Peyşembe: Perşembe
Cuma: Cuma
Şembe: Cumartesi
Påzar: Pazar
Haftanın günlerini adlandırma noktasında ilk dikkat çeken unsur Pazar gününe verilen adın aynı Türkiye Türklerinde olduğu gibi olmasıdır. Oysa bölgede yaşayan Türk topluluklarının hiçbiri haftanın yedinci gününü “Pazar” diye adlandırmamaktadır.
Haftanın günlerini diğer adlandırma biçimine gelince, o da şu şekildedir:
Birinçi kün: Pazartesi
Ekinçi kün: Salı
Üçünçü kün: Çarşamba
Törtinçi kün:
Beşinçi kün: Cuma
Åltınçı kün: Cumartesi
Yettinçi kün: Pazar
Belki de yeni denilebilecek bir keşif neticesinde varlığından haberdar olduğumuz Türkataların dili konusu, şimdiye değin merak edilegelmiş esrarlı bir konudur.
Mehmet Ali Arslan tarafından yayınlanan bu makaleyi pdf formatında açabilir veya pc'nize indirebilirsiniz.
bu yazıyı sizlerle paylaşırken kendi cümlelerimi de eklediğim ve orjinal sırayı takip etmediğimi ve sadece belli yerleri alıntıladığımı belirterek makalenin tamamını yukarıda verdiğimiz linkden okuyabilirsiniz ve Türkoloji üzerine daha fazla bilgi edinmek için Çukurova üniversitesinin Türkoloji araştırmalarını yayınladığı sitesini ziyaret ediniz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)