Geçmişden Günümüze Gelen Efsaneler, Destanlar, Söylenceler, Mitoloji, Hikayeler, Masallar , Türk folklorik motifler, şehirlerin efsaneleri,öyküleri

İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzmir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Üç Kardeş Kanı Efsanesi

| Perşembe, Mayıs 15
Bloğumuzda taşlaşma ile ilgili başka efsanelerimiz de mevcut. Bu efsane de çok güzel, ben çok beğendim... Tabii ki kötü ama hikaye olarak güzel yani :) Neyse konuştukça batıyorum. En iyisi buyrun birlikte okuyalım :)

Bergama'nın Kaplan Köyü'nden Dikili'ye inerken Büveller Köyü başında "Üç Kardeş Kanı" denilen yerde bir tepecik üstünde insan biçiminde üç kaya vardır. Bu kayalar boğazı kesilmiş kanları akan insanlara benzemektedir. Buna ilişkin söylence şöyledir :

Yörede yiğit mi yiğit üç kardeş vardır. Günün birinde Midilli Adası'ndan bir düşman saldırısı olur.Üç kardeş savaşarak düşmanın saldırısını durdurur. O sırada Kral'ın askerleri de yetişir. Düşman denize dökülür. Üç kardeşin savaşta gösterdikleri yararlılık dillere destan olur. Kralsa bundan hoşlanmaz. Halkın böylesine sevdiği bu üç kardeşin günün birinde kendi yerine göz dikebileceğinden korkar. Öldürülmesine karar verir. Üç kardeş saygıyla kralın önünde eğilince üçünün de başı vurulur. Oldukları yerde öylece taş kesilirler.Boyunlarından akan kanlar taşlara da bulaşır.
Bu kayalara günümüzde üç kardeş kanı denmektedir.

İzmir Efsanesi

| Cumartesi, Mayıs 10

Pelops ve Niobe
Baştan başa bağlık -bahçelik döşenmiş olan Sipilos Dağı, aynı zamanda zengin madenlerin bulunduğu efsanevi bir yerdi. Tantalos'un daha sonra Yunanistan'a giderek Peleponnes Yarımadası'na ismini verecek ve Olimpiyat Oyunları kuracak olan "Pelops" isimli bir oğlu ile Manisa'da Ağlayan Kaya haline gelecek olan "Niobe" isimli, iki çocuğu vardı. (Ki bloğumuzda da Manisa Ağlayan Kaya Efsanesi adıyla yayınladık) Ve Tanrıların sofrasına oturabilen tek insandı Tantalos...Tantalos ne yazık ki, Olimpos Tanrıları' nın hışmına uğradı. Anadolu Tanrıçası Kibele'ye inandığı için Helen Tanrılarını küçük gören ve onların kudretlerini sınama kalkan Tantalos'a verilen ceza, dünyanın her köşesinde Tantalos İşkencesi diye anıldı.

Zeus'un Hışmı
Zeus, onun Yeraltı Ülkesi'nde edebi açlık ve susuzluğa mahkum etti. Mitalojiye göre Tantalos, Sipilos Dağı'nın bir yarığından atılarak Haades'e gönderildi. Yamanlar Dağı'ndaki bildiğimiz Karagöl, söylencelere karışmış olan romantik iddialara göre bu göldür.

Helen Efsaneleri, ilkçağlardan itibaren Tantalos'un kötülüğünü yaymıştır. Onun tanrılara ait kutsal şarabı çaldığını, Tanrısal sırları insanlara ilettiğini ve en kötüsü oğlu Pelops'u kesip şölen düzenlediğini söylemişlerdir.

Anadolulu Homeros ise, "Odysseia" işimli destanında hemşehrisi Tantalos'un çektiği acıları çarpıcı bir üslupla anlatır. (Odysseia, 11 Böl, satır:582-593)
Yamanlar Dağı'nın Bayraklıya uzanan yamaçlarından birinde Frigya Kralı Tantalos'un mezarı bulunduğu bir çok batılı yazarlarca ele alınmıştır. İki yüz yıl önce bu mezar, Eski İzmir'den kalan en önemli kalıntılardan Akropolis'in güneyinde, Akropolis ile ova arasındaki yamaçtaydı.

Texier'in Çabası
Tantalos Mezarı diye ünlenen kalıntı üzerine ilk çalışmayı, 1835'te Charles Texier yapmıştı. Texier, çalışmalarının sonuçlarını ve mezarın ilk krokilerini "Küçük Asya" isimli kitabında yayımlandı. Bu arada Texier'in, mezarı incelerken, bilerek veya bilmeyerek büyük tahribat yaptığını ilave edelim. Daha sonra Alman Arkeolog Procesh Von Osten, bölgeyi inceledi ve mezar ile Eski İzmir'in ilintisini belirleyen kroki ve haritaları çizdi. 1930'da Prof. Helene Miltner ve Prof. Yohannes Böhlau, Lelej,Amazon, Frig ve Hitit dönemi İzmir'i araştırıken, Tantolos Mezarı'na özel ilgi gösterdiler.
Bu iki bilim adamını tüm çalışmaları, İzmir Valisi ve Asarıatika Muhipleri Cemiyeti Başkanı Kazım Dirik tarafından büyük bir özveri ile destsklendi. Bu çalışmalar 1934'te "Eski İzmir (Navluhon Tantalis)" ismiyle yayımlandı.
Prof.Dr.Ekrem Akurgal da yıllarca süren çalışmalarında Tantalos Mezarı'na değin birçok yayın hazırladı ve mezarın kaybolmaması için israrla yetkili kişi ve kurumları, özellikle devleti uyardı.

Kral Tantalos Efsanesi

|
Kral Tantalos, efsanelere karışmış hayli karanlık kimliği olan bir İzmir ünlüsüdür. Frigya Kralı olduğu iddia edilen, ancak başka tarihi dönemlere de uyarlanan bu kralın, Eski İzmir (Smyrna) kent kalıntılarının daha üstünde, tepelerde anıt mezarı olduğu iddia edilmiştir.

Frigya Kralı Tantalos'un mezarı olduğu iddia edilen yerde gerçekten bir kral mezarı vardır. Ne yazık ki, Ord. Prof.Ekrem Akurgal'ın yıllarca süren tüm uyarılarına karşın bu mezar, gecekondu bölgesinde tahribe uğramış üzerine bir gecekondu inşa edilmiştir.

Eski İzmir'in tarihini ve kültürünü araştıranlarca ilk ele alınan Frigya Kralı olduğu iddia edilen "Tantalos" ile ismi etrafındaki söylencelerdir. M.Ö.800 yıllarında yaşadığı ileri sürülen
Tantalos, mitalojiye göre Baştanrı Zeos ile bir insan olan dilber Pluto'nun sevişmeleri sonucu doğmuştu.

Söylencelere göre İzmirli olan Kral Tantalos, Smyrna'dan Mağnesia'ya (Manisa) doğru uzanan, Sipilos dağında Frigya halkı ile birlikte yaşar ve Batı Anadolu'ya yayılmış devletini yönetirdi.

Ege'nin İncisi İzmir

|
Bir zamanlar, Anadolu'yu kasıp kavuran, baskınlar yapan, şehirleri yağma ederek tüm erkekleri kılıçtan geçiren bir Amazonlar çetesi varmış. Bunlar, erkeklerin egemenliğinden kurtulmak için onlara isyan eden savaşçı kadınlarmış.

Dal gibi vücutlu Amazonlar, atlara çıplak biner, oklarının yaylarına daha iyi çekebilmek için sağ göğüslerini kestirirlermiş. Bundan dolayı kendilerine memesiz anlamına gelen 'Amazon' adı verilmiş.
İşte böyle bir Amazon çetesi, birgün Ege sahillerinde dört nal at koştururken, İzmir Körfezi kıyılarına gelmiş. Burayı çok beğenerek bir şehir kurmaya karar vermişler. Başkanlarının adı 'Zmirna' olduğu için, yeni kurdukları şehre de 'Zmirna' adını vermişler
.

Aç Öldüren Suyu Söylencesi

| Perşembe, Şubat 28
İzmir'in Güzel ilçesi Bergama'ya ait bir söylence "Aç öldüren suyu"

Bir yıl Bergama da büyük bir kuraklık olur.Halk susuzluktan kırılır. Kral mühendislerini toplayıp Bergama 'ya su getirmenin yolarını arar.Madra dağında bol ve temiz bir su bulunur.Adı aç öldüren suyudur.Öyle bir sudur ki aç karnında içen ölür.

Kral bu suyun Bergama'ya getirilmesin emreder.Ama iş çok güçtür.mühendisler buna yanaşmaz.Çaresiz kalan kral suyu getirene kızını vereceğini söyler.Mühendislerden en genci cesaretlenip işe girişir.

Aradan yedi yıl geçer.Bir çok engel aşılmıştır,su birkaç ay sonra kente akacaktır.
Kralın kızı kale burcundan çalışmaları izlemektedir.Genç mühendiste bir uçurumun
kıyısındadır.Birden kızı görür.Kendini yıllardır uğraştıran suya yedi yıl tam yedi yıldır didindirdin.şimdi bir köpek gibi ardımdan geliyorsun der.Su birden durur.Bir türlü uçurumun karşısına geçirilemez.

ümitsizliğe kapılan genç kendini uçuruma atar.Bunu duyan kralın kızı da bu acıya dayanamaz,kendini burçlardan aşağı bırakır.İkisi yan yana gömülür.Kızın baş ucuna ak erkeğin al bir gül fidanı dikilir.Bir süre sonra Bergama'ya getirilen su bu iki fidanı da sular.

İzmir Adı

| Cuma, Ocak 18
izmir'in Adı
1-Bir zamanlar, Anadolu’yu kasıp kavuran, baskınlar yapan, şehirleri yağma ederek tüm erkekleri kılıçtan geçiren bir “Amazonlar Çetesi” varmış. Bunlar, erkeklerin egemenliğinden kurtulmak için, onlara isyan eden savaşçı kadınlarmış.
Dal gibi vücutlu Amazonlar, atlara çıplak biner, oklarının yaylarını daha iyi çekebilmek için sağ göğüslerini kestirirlermiş!.. bundan dolayı, kendilerine “memesiz” anlamına gelen Amazon adı verilmiş.
Esir ettikleri erkekleri köle gibi, ağır hizmetlerde kullanır, bir süre sonra da zevk için öldürürlermiş..
İste böyle bir Amazonlar Çetesi, bir gün Ege sahillerinde dörtnal at koştururken İzmir körfezi kıyılarına gelmiş. Burayı çok beğenerek bir şehir kurmaya karar vermişler.
Başkanlarının adı Zmirna olduğu için, yeni kurdukları şehre de Zmirna adını vermişler. Bu ad, zamanla “İzmir” olmuş…
2-Mitoloji, İzmir adını bu efsaneye bağlar. Bazıları da İzmir adını, babası krala âşık olan, bu yüzden de ilâhlar tarafından mersin ağacı şekline getirilen “Zmirna= Smirna” adlı genç ve güzel bir kızın hayat hikâyesiyle birleştirir. Her iki efsanede de, İzmir’in eski adını “Smirna” olduğu üzerinde karar kılar…
3-İskender’in At Başı
Gerçekten de İzmir’in eski adı, Smirna’dır. Tarihçiler, İzmir’in Efesliler tarafından milâttan bin yıl önce kurulduğunu, eski İzmir’in bugünkü Bornova ile Bayraklı arasında olduğunu söylerler. İzmir, ikinci defa, bugünkü yerinde Büyük İskender tarafından kurulmuş. Hikâye edildiğine göre, rüyasında İskender’e:
- Sabahleyin kalk, atının başı hizasında bir şehir kur!… Demişler…
O da sabahleyin kalkmış, atına atlamış, onun istediği yöne dörtnal sürmüş, at koşa koşa İzmir körfezine gelerek orada durmuş. İzmir şehri burada kurulmuş.
Bazıları derler ki, İzmir körfezi bir at başına benzediği için İskender, burayı seçmiş ve şehrini kurmuş.
4-İzmir körfezinin güneyindeki tepeye Kadifekale Tepesi, eski adı ile Pagos Dağı denir. Eskiden kalenin giriş kapısı üzerinde, şehrin Amazonlar tarafından kurulduğunu ifade eden Amazon Smirna’ya ait, mermerden bir kadın heykeli varmış. Türkler, buna Saba Melikesi Kaydafa adını vermişler. Kaleye de Kaydafa Kalesi demişler. Bu isim zamanla Kadifekale olmuş. Efsaneye göre, Saba Melikesi Kaydafa, adamlarını toplamış:
Adamlar, dünyayı gezmiş, dolaşmış, sonunda, Kadifekale’nin bulunduğu tepede karar kılmışlar. Bir de kale yaparak şehirlerini kurmuşlar. Saba Melikesi Kaydafa, kırk gemisiyle Yemen’den kalkmış, İzmir körfezine gelmiş. Gerçekten de manzaraya doyum olmuyormuş. Burayı çok beğenen Kaydafa, kaledeki şehre yerleşmiş ve ömrünün sonuna kadar mutluluk içinde yasamış.