Geçmişden Günümüze Gelen Efsaneler, Destanlar, Söylenceler, Mitoloji, Hikayeler, Masallar , Türk folklorik motifler, şehirlerin efsaneleri,öyküleri

Bir veda Zamanı

| Pazar, Kasım 9
Bir süre önce insana dair efsaneler dedik ve yola çıktık Anadoludan ve Türk dünyasından efsaneler destanlar hikayeler masallar paylaştık

Bu konuya ilgi gösterenlere teşekkürler

sizlerle bir çok efsane paylaşmak isterdik ama artık buraya kadar demenin zamanının geldiğini düşünüyorum.

Daha profesyonelce çalışmalara geçmek ve İş hayatımda ki gelişmelere paralel olarak İşimle ilgili çalışmalarda bulunacağımdan bu kararı almayı düşündüm.

Varolan efsanelerden memnun kalmanız dileğiyle

Türk folklorunu seviyorsanız size şu siteleri tavsiye ederim bizim blogumuzunda başlıca kaynakları orası olmuştur.

Kültür Bakanlığı
http://www.kultur.gov.tr/

Çukurova üniversitesi türkoloji araştırmaları
http://turkoloji.cu.edu.tr/

ve
Valilik siteleri



Son söz :

Bloga katkılarını esirgemeyen Canan Hanımefendiye Teşekkürü borç bilirim Teşekkürler Teşekkürler
Canan Hanım'ın kişisel blogunu takip etmek isterseniz adresi
:
http://worldofcomment.blogspot.com/

Tatar Halk Edebiyatında Toponotnik Rivayetlere örnekler

| Cuma, Kasım 7
insanoğlu yaşadığı yerleri isimlendirirken isme konu olan mekanın hikayesinden yola çıkar aşağıda Tatarların bazı yerlere isim verirken o yerlerde yaşanmış hikayelerinden yola çıktıklarını görüyoruz. Günümüz Türkiyesi'nde isim değiştirme modası var 100 lerce yıllık halkın belleklerine kazanmış isimler değiştirilmekte ve bir gün geliyor çocukluğunuzun geçtiği kasabanızın mahallenizin ve koca şehrin heryerinin ismi değişmiş ve tanıyamaz olmuşsunuz oysa eski haliyle ve haliyle kalmış olarak keşke geleceğe taşınmış olsalardı.

Siz değerli okuyucular ve suskunlar kendi kasabanızla ilgili anlatılanları burada bizimle paylaşabilirsiniz tek yapmanız gereken yorum bölümüne bırakmanız

MELİKE UÇURUMU

Bizim köyün kıyısında Melike Uçurumu var. Melike isimli bir kadın birgün ormana oduna gitmiş. Bu kadının çocukları çok, kocası da ölmüşmüş.
Melike ormana varıp, kızağına odun yüklemiş. Geri dönerken yolda fırtına çıkmış. Fırtına çok güçlüymüş. Bu kadın yolunu kaybedip bir uçuruma yuvarlanmış. Uzun süre uçurumda kalmış, elleri ayaklan donmuş ve sonunda ölmüş. Bu yüzden o uçuruma Melike Uçurumu denir.

KAZAN YOLU

Müslim rayonundaki İski Karamal ile Ust köyleri arasında "Zavod ormanı denilen bir orman var. Çar zamanında Lıkov isminde bir toprak sahibi (Simbirli olsa gerek) Simbir'den Ufa'ya kadar olan ormanın sahibi olmuş. Ust köyü yanındaki ormanda onun bir bakır işletmesi varmış. O sebepten bu ormana "Zavod ormanı derler. (Zavod ormanı Tuymazı yakınlarında da var. Onda da çuha fabrikası varmış.) Bu Usı köyü yakınlarında orman içinden birkaç kilometre boyunca ağaçlan kesip geniş bir yol açmışlar. Buna halk "Kazan yolu demiş.
"Kazan Yolu deyince bazıları bu düzlüğü Kazan şehrine ulaşan bir yol zannetmişler. Oysa tamamen başka bir şeymiş. Bu bakır madeninden çıkarılan bakır madenini eritip dökmek için otuz at ile sürüyerek büyük tunç bir kazan getirmişler. İşte bu kazanı getirmek için açılan yola "Kazan yolu denmiş.

BUTAY IRMAĞI

Evvelce Bereze'de Butay isimli fakir bir kişinin bir dönümlük yeri ve bir keçisi varmış. Vergisini ödeyemezmiş bu. Birgün vergi memuru gelmiş:
-Vergini veremiyorsan, keçini getir! demiş. Butay evine keçisini getirmeye gitmiş. Hatunu: "Keçiyi vermemi deyip, feryadı koparmış. İki ateş arasında kalan Butay, ırmak kıyısına gidip, kendini bir ağaca asıp intihar etmiş. Bundan sonra ırmak onun ismiyle anılmaya başlanmış.

GILMİYAN UÇURUMU


Gılmiyan çalışkan, akıllı bir adammış. Ailesi de varmış. Zenginler ona haksız yere eziyetler, işkenceler etmişler;
dünyada yaşayacak halini bırakmamışlar. Bir gün kalkmış, hanımına : "Şimdi geliyorum! deyip çıkıp gitmiş. Bir gün yok, iki gün yok. Aramaya başlamışlar. Köyden çok uzak olmayan bir uçurumda bulmuşlar elbiselerini. O günden sonra halk orayı "Gılmiyan Uçurumu olarak anmaya başlamış.

Toponotnik Rivayetler
Tatar Halk Edebiyatı

Karadağ

|
Çok eski zamanlarda bir dede ile bir nine varmış. Bunların bir de oğulları varmış. Yüzü güneşten yanıp karardığı için akranları "Karakay derlermiş bu oğlana. Çok akıllı, zeki ve güçlü bir yiğit olmuş zamanla. Yarışlarda birinciliği hiç birine vermiyormuş; annesinin de en büyük yardımcısıymış bu Karakay.

Bir gün bunların yaşadığı yeri eşkiyalar basmış. Bunların maksadı erkekleri öldürüp, kadınları kızları ve çocukları esir etmek; değerli mallarını almakmış. Eli silâh tutan herkes eşkıyaya karşı çıkmış. İki tarafın askerleri karşı karşıya durmuş. Bir taraf da savaşa başlamamış. Birbirilerinin güçlerini ölçmeye çalışıyorlarmış. Bu esnada eşkıyaların reisi öne çıkmış:

- Haydi, üç yiğidi ard arda çıkarıp güçlerini sınayalım. Kimin savaşçısı galip gelse o taraf galip gelmiş sayılsın, demiş. Eşkiyalar tarafından bir alp çıkmış meydana. Bunlar kimi çıkaracaklarını tartışırlarken Karakay: "Ben çıkacağım, demiş.
Eşkıyaların pehlivanının karşısına çıkmış. Eşkiyaların pehlivanı kahkahayla gülmüş. Karakay, bunun gelmesini beklemiş, sonra da haykırarak üstüne saldırmış. Hiç ihtiyatsız, korkusuz gelen eşkiyayı bir çelme ile düşürmüş, başını kesmiş. Herkes şaşırıp kalmış. Çok kolay yendi, gibi gelmiş onlara. Karakay'in en son anda yıldırım hızıyla kendini yana atıp, o anda rakibinin ayağını çeldiğini dikkate almamışlar. Bu sebepten bu galibiyet küçümsenmiş biraz.

Eşkiyalar ikinci pehlivanlarını çıkarmışlar meydana. Bu daha da cüsseli bir adammış. Karakay, buna karşı da : "Ben çıkacağım! demiş. Önceki pehlivanla kılıçla savaşmışlardı, bu defa süngüyle çıkmışlar. Birer defa fırlatmışlar süngülerini, vuramamışlar. İkinci defa da eşkiyaların pehlivanı fırlatmış süngüsünü, Karakay uçup gelen süngüyü havada yakalamış, göz açıp kapayıncaya kadar geri fırlatmış. Eşkiyaların pehlivanı kendi süngüsüyle yere düşmüş. Eşkiyaların reisi ne yapacağını şaşırmış. Üçüncü yiğitlerini çıkarmaya hazırlanmışlar. Bu arada Karakay da kendi köyünün pınarından su içip, anasının pişirdiği ekmeklerden yemiş. Yeniden güç toplamış. Sonra da üçüncü yiğide karşı meydana çıkmış. Bunu da yenmiş. Eşkiyalar bu durumu görüp geri gitmişler. Karakay ise Kara Batır olmuş. Herkes onu bir kahraman olarak tanıyıp ihtiram etmiş. Bundan sonra da pek çok savaşlara katılmış; her seferinde de köyünün suyuyla, anasının ekmeğiyle güç kazanmış. Yenilmez bir kahraman olarak ölmüş. Onu Yurüzen* ve Karaidil* arasına gömmüşler. Gömüldüğü yer büyük, uzun bir dağa dönüşmüş, düşmanların yurduna girmesine mani olmuş. Böylece mezarı dahi halkına hizmet etmiş. Dağın ismini de Kara Batır hürmetine Karadağ (Karatav) olarak anmaya başlamışlar.

Toponotnik Rivayetler
Tatar Halk Edebiyatı


Karadağ : Dağ ismi. Başkurdistan'ın Ebcelil, Bürcan, Ziançura, Kügerçin ve Salavat reyonlarında bu isimde dağlar vardır.

Yurüzen: Başkurdistan'da ırmak. Ufa ırmağının sol kolu.
Karaidil: Ufa ırmağı. Akidil'in sağ kolu.